Corpus Juris Civilis

tarihinde yayınlandı

DÜNYADA MÜSPET HUKUKUN TEMELİ İSTANBUL’DA ATILDI :

“CORPUS JURİS CİVİLİS”

Jüstinyen, dayısı İmparator I. Justin (518-527) zamanında dayısının en büyük yardımcısı idi. Son bir kaç yıl içinde, dayısı rahatsızlandığı için imparatorluğu adeta ek başına yönetmişti. O yıllarda bir taraftan Büyük Roma İmparatorluğu’nın kurulması için hazırlık yapıyordu. Bu konuda en büyük yardımcısı, tüm Roma-Bizans İmparatorluğu tarihi boyunca gelmiş geçmiş en büyük komutan olan Belisarius idi. Yaptığı hazırlığa göre Kuzey Afrika Vandallardan, İtalya ise Gotlardan kurtarılmalıydı.

Ancak sorun bununla sınırlı değildi. Özellikle Konstantinople 500.000 varan nüfusu ile çok büyümüştü. Tarih boyunca olduğu gibi dışarıdan sürekli göç alıyordu. Yerleşim giderek kötüleşmiş ve hatta şehirde çeteler organize olarak soygunlara ve haraç almaya başlamışlardı. Özellikle Hipodrom’da yapılan at yarışlarında büyük bahisler oynandığı için dönemin mafiasının, bu bahislerden büyük paralar kazandığı istihbaratını almıştı. Bu çok riskli bir durumdu. Zenginleşen çeteler ileride başına büyük dert açabilirdi. Bunun doğal sonucu da çok kötü yerleşimdi. O kadar hızlı ve derme-çatma binalarda olan yerleşim bütün Konstaninople’un dengesini tümüyle bozmuştu. Bunun mutlaka halledilmesi gerekliydi.

Diğer önemli bir nokta da hukuk düzeni idi. Roma (Bizans) İmparatorluğu’ndaki hukuki karmaşaydı. Bizans İmparatorluğu diye adlandırdığımız dönem 330 yılında başlamıştı ama, önceki Roma İmparatorluğu’na ait tüm kanunlar yürürlükte idi. Böylece son bin yıl içinde Roma’da senato tarafından çıkarılan kanunlar, karanameler ve gelmiş geçmiş tüm imparatorların emirnameleri yürürlükte idi. Buna 330’dan başlayarak o güne kadar çıkarılanları da eklemek gerekiyordu. Bu yüzden adalet dağıtım aksıyor, üniversitelerde ise birbirine farklı hukuk öğretimi yapılıyordu. Büyük bir karmaşa vardı.

İlk sorununun çözümünü daha sonraki yazılarımızda anlatacağız.

Jüstinyen yaptığı tüm tespitleri dayısı I. Justin’e anlatmış ve onayını almıştı. Ancak birkaç ay ara vermek durumunda kalmıştı. Çünkü I. Justin, Ağustos 527 tarihinde ölmüştü.

Böylece yeni İmparator Jüstinyen ve İmparatoriçe Theodora, Ayasofya’da yapılan muhteşem bir törenle tahta geçmişlerdi.

 

Yeni imparatorun müşavirlerinden birisi dönemin hukuk dâhisi Tribonian’dı. İmparatorluk şanslıydı. Ancak iki küçük kusuru vardı. Hıristiyan dünyasında o pagandı yani çok tanrılı dine inanıyordu. Jüstinyen bu konu umurunda bile değildi. Bir de ona yapılan başvuruları belirli hediye almadan halletmezdi. Yani rüşvet alırdı.

Jüstinyen iki yıl sonra, 529 yılında şartların olgunlaştığını düşünerek Tribonian’ı huzura çağırdı.

“Tribonian, gerek İmparator Konstantin, gerekse İmparator Theodosius zamanında yapılan çalışmalar, kendi dönemlerinde çıkan kanunların düzenlenmesiyle sınırlı kaldı. Bu imparatorluktaki hukuki karmaşayı önleyemedi. Senden çok hızlı bir çalışma ile bir düzenleme yapmanı istiyorum. Bu konuda tam yetkilisin,” dedi.

Emredersiniz majeste.”

Tribonian bir hafta içinde dönemin en büyük hukuk alimlerinden bir komisyon kurdu ve çalışmaya başladılar. 13 ay gibi kısa bir zaman içinde çalışma tamamlandı. Hangi tarihte çıkarılmış olursa olsun yürürlükteki Roma İmparatorluğu’nun bütün kanunları bir araya getirildi ve standardize edildi. Hükmü kalmamış hükümler tespit edildikten sonra iptaline gidildi. Bu, imparatorluk kurulduğundan bu yana ilk defa yapılan en büyük hukuki düzenlemeydi. Yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu Jüstinyen Kodeksi olarak adlandırıldı.

Tribonian (475-547)

 

Ancak kodeksin sorunları çözmediği kısa zamanda anlaşıldı. Çünkü belirli bir düzenleme yapılmıştı ama hukuk eğitimi nasıl devam edeceği konusunda karmaşa devam etti. Birçok hüküm iptal edilmişti ama geriye kalanlar bile uygulamada yardımcı olmuyordu.

Birazcık bir rahatlık sağlamıştı ama çözüm getirmemişti. Başka bir düzenleme yapılmalıydı. İmparator önce Tribonian’ı yüksek hakimliğe -bugünün adalet bakanlığına eşdeğer bir göreve- atadı. Diğer taraftan İmparatoriçe Theodora’da yapılanları beğenmemişti. Bir kere , evet bir düzenleme yapılmıştı ama, kadın hakları hiçbir şekilde ele alınmamıştı. Bu onu çok kızdırmıştı.

Bir gün bu konu üzerinde tartışlarında Theodora imparatora, “Yapılanlar elbette iyi oldu. Görüldüğü kadarıyla hiç de yeterli değil. Karmaşayı önleyemedik. Başka bir düzenleme yapılmalı ve ben kadın haklarının da bu düzenleme içinde yer almasını istiyorum,” dedi.

Jüstinyen, “Sevgilim bu zaman kadar yapılan düzenlemelerde hemen hemen, kadınların nasıl cezalandırılacağı konusunda hükümler dışında hukuk sistemimizde başka bir şey yok. Doğrusu ne demek istediğini anlamadım,” diye cevap verdi. Ama Theodora’nın bu konuda ilgilendiği biliyordu, ama o günkü sosyal yapıya da uygun görünmediği için geçici bir heves diye düşündü. Yanılmıştı.

Nitekim 530 yılının Kasım ayı ortalarında bir sabah Tribonian’ı tekrar çağırdığında imparatorun yanında İmparatoriçe Theodora da vardı.

    “Tribonian, çok başarılı bir çalışma yaptınız. Ben bunu hukuki düzenlemenin ilk adımı sayıyorum. Şimdi bunu ileri götürmeliyiz. Öyle bir hukuk sistemi yaratmalıyız ki, gelecekte bile hukuk sisteminin temelini teşkil etmeli ve adalet dağıtımının tek kaynağı olmalı.”

    “Majeste bunu yapabiliriz. Bana biraz daha yetki, eleman ve daha fazla zaman vermelisiniz.”

    “Olur, ama nedenini açıkla.”

    “Çünkü sadece Konstantinople’daki hukukçularla bunu hazırlayabilmem mümkün değildir. Ülkenin diğer bölgelerinde bulunan, özellikle Konstantinople Hukuk Okulu’nun hocalarından Theophilus ile Beyrut Hukuk Okulu hocalarından Dorotheus gibi her biri ayrı konuda ihtisas sahibi hukuk alimlerinin desteğine ihtiyacım var. Bunlarla kuracağım komisyondaki her üyeye ayrı bir hukuk alanını vereceğim. Yine her üyenin kendisine bağlı genç ve yetenekli hukukçulardan kurulacak birer ekip olmalı. Sadece bunlar yetmez. Her bölüm kendi arasında örgütlenecektir. Yere ihtiyacımız var. Sarayın bir bölümünün onlara tahsisi gerekir”

    “O zaman Narses’e (Jüstinyen’in siyasi ve askeri yardımcısı) uğra birlikte bir emirname hazırlayın ve bana getirin. Derhal. Gecikmeden.”

Konuşmaları sessizce dinleyen Theodora söze karıştı, “Tribonian, sizden yapılanlar hakkında bilgi isteyebilirim. O nedenle bazı özel hususlarda bilginize de ihtiyacım olabilir. Bunu unutmayın,” dedi.

Önceki çalışmalara hiç karışmayan Theodora’nın bu sözlerinden Tribonian bir anlam çıkaramadı. Dışarı çıkarken imparatoriçe bir şey isteyebilir mi düşündüğünde aklına hiçbir şey gelmedi. O da yanılıyordu.

16 kişiden kurulu yeni hukuki komisyon 15 Aralık 530 Pazar günü Tribonian’ın başkanlığında faaliyete geçti. Komisyonun üyeleri arasında bir sivil yönetici, çeşitli alanlarda ihtisası olan ve ikisi Antakya’dan 11 seçkin hukukçu, 4 hukuk profesörü vardı. Hocalardan ikisi Beyrut, diğer ikisi Konstantinople Üniversitesi’nden katılmıştı.  Dönemin en ünlü hukuk alimi Theophilos’un, yaşı oldukça ileri gitmesine rağmen, çalışmalara katılmayı kabul etmesi imparatoru sevindirdi.

Bu sefer de tümüyle yeni bir düzenleme yapılacaktı. Onun için önce bütün eski Roma Hukuku kayıtlarının gözden geçirilmesi gerekiyordu. Buradan hareketle kanunların ve yasal hüküm ifade eden bütün kural ve anlaşmaların genel çerçevesi çizilecekti.

Komisyonun çalışması bütün hızıyla devam ederken 531 yaz ayları gelmişti. Bir sabah İmparatoriçe Theodora bir mabeyinci göndererek Tribonian’ın derhal yanına gelmesini buyurdu.

Tribonian huzura girdiğinde İmparatoriçe Theodora’nın mutad dışı olarak taht yerine bir masa başında olduğunu ve önündeki parşömenleri incelediğini gördü. Ses çıkarmadan bekledi.

Bir süre sonra Theodora onu fark etti.

    “Tribonian seni yine hukuki bir konu için çağırdım. Yaklaşık altı aydır saraydaki hukukçularla bu konu üzerinde çalışıyoruz. Kadın hakları. Şimdi sana hazırladığım hukuki metni veriyorum ve çalışmalarınıza katarak aynen kanunlaşmasını istiyorum.”

Bir top parşömeni Tribonian’a uzattı.

    “Majeste, biliyorsunuz haklar konusunun başkanı Theophilos’tur. Hemen bunu ona aktaracağım. Sizin gönderdiğinizi tabii söyleyeceğim. Eğer müsaade ederseniz onunla birlikte bunu inceleyebilir miyiz?”

    “Hiç şüphesiz. Ama emrim olmadan herhangi bir değişikliğe müsaade etmem.”

    “Baş üstüne efendimiz.”

Tribonian imparatoriçenin belgeleri ile kendi odasına gitti. Açıp okuyunca gözleri faltaşı gibi açıldı. Çünkü böylr bir şeyin olması ve kanunlara eklenmesi mümkün değildi. Bunu doğrudan Theophilos’a götürürse, çalışmaları terk edebilirdi. Durumu yumuşatabilmek için ertesi gün Theophilos dahil tüm bölüm başkanlarını toplantıya çağırdı.

Komisyon başkanlarına durumu açıkladığında kıyamet koptu. Daha bakar bakmaz Theodora’nın hazırladığı tüm hükümlere itiraz ettiler. Hatta, Theophilos sözünü sakınmadı, “Bu kadın kendisini ne zannediyor, yüzlerce yıllık uygulanan kuralları alt üst etmeye kalkıyor. Kadınlara hak ne demek? Kesinlikle olmaz. Kadınlara böyle hakların verilmesi mümkün değil. Bunu ben hiç duymamış olayım,” dedi ve kalkıp gitmeye kalkınca Tribonian durumu sakinleştirmek için, “Arkadaşlar bu nihayet imparatoriçemizin bir teklifi. Sizin görüşlerini kendisine aktardığımda elbet vazgeçecektir, merak etmeyin…” deyip toplantıya son verdi.

İki gün Tribonian  imparatoriçenin huzuruna çıktığında, “Majesteleri biliyorsunuz haklar komisyonunun başkanı sayın Theophilos sizin bu önerinize tümüyle karşı çıktı. Diğer komisyon başkanları ile birlikte bu metni inceledikten sonra dediler ki…” diye söze başladığında Theodora onun sözünü kesti.

    “Arkadaşlarınızın ne dediği umurumda bile değil. Kadın hakları konusunda bu metin aynen yasalaşacaktır. Karşı çıkan kim olursa olsun, onu tanrının bile unuttuğu yere sürgün ederim.  Theophlios’a söyle, Küçük Asya’nın (Anadolu) doğusunda öyle güzel yaylara var ki, bu yaşta temiz hava ona çok iyi gelir. Şimdi anlaşıldı mı?”

    “Eeem..reder..siniz efendim.”

Ertesi gün Tribonian imparatoriçenin söylediklerini isim vermeden aynen aktarınca ilk söz e karışan Drotheus oldu. Hafifçe kekeliyerek, “Elb..ette.. ki… Elbetteki imparatoriçemizin her isteği bizim için emirdir ve gayet tabii yerine getirilecektir,” deyince tüm komisyon üyeleri başlarını sallayarak onayladılar.

Böylece dünya hukuk tarihinde kadın hakları ilk kez yer almış oldu.

Theodora’nın imparatorlukta kadınlara ilk kez hak sağlayan hükümler şunlardı:

    Kadınlar başlarında bir erkek olamadan ticaret yaparlar. Boşanmış kadın çocuğunun vasisi olabilir. Kadınlar tek başına mal mülk sahibi olabilirler. Aşağıdaki şartlar gerçekleşmedikçe, (ekli listede kadınları koruyan hususlar vardır) eş karısını boşayamaz. Aile hukukunda ölüm cezası olamaz. Eğer eş, karısını başkasıyla ilişki sırasında yakalarsa, kadın iki yıl süreyle kadınlar manastırına kapatılır ve kocası ancak onu iki yıl sonra affedebilir…

 

İmparator Jüstinyen sağında Tribonian, solunda Theophlios olmak üzere

Digest’i (Pantdectae) inceliyorlar

 

Komisyon çalışmalarına devam etti. 532 yılında eskiden hüküm ifade eden 3 milyon madde ise 150 bine indirildi. Baştan aşağı yeni bir düzenleme yapılarak bunlar Digesta (Pantdectae) adıyla 50 kitapta toplandı. Bu inanılmaz çalışma, üç yıl içinde başarıyla tamamlanıp Aralık 533’te kanunlar ve kuralların tamamı ortaya çıktı ve Digesta Tribonian tarafından imparatora takdim edildi.

Daha sonra Jüstinyen Tribonian’dan Digesta’i iki büyük kitapta özetleyerek hazırlamalarını istedi. Buna Institutiones adı verildi. Hukuk kurumları anlamına gelen Institutiones, uygulanan hukukun ana hatlarını belli bir düzen içinde tespit etmek, bir  başka deyişle, uygulanan hukuk hakkında genel bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Bu nedenle Institutiones, hukuk bilimine başlangıç konusunda bir ders kitabı niteliğindeydi. Hukuk eğitimi veren okullarda ders kitabı olarak okutulacaktı. Böylece düzenlemenin ilk safhası tamamlanmış oldu. tamamlanmış oldu.

 

Corpus Juris Civilis İnstitiones

 

Ancak  Jüstinyen’in  534 yılından ölüm tarihi olan 565 yılına kadar iktidarda kaldığı süre içinde çıkardığı emirnameler toplanarak, Ortaçağ’da, Novellae adıyla olarak Corpus Juris Civilis’e eklendi ve böylece hukuki düzenleme tamamlanmış oldu.

    Yapılan bu üç düzenleme “Corpus Juris Civilis” olarak anılmaktadır.

 

Corpus Juris Civilis

 

Corpus Juris Civilis öyle muhteşem bir çalışmaydı ki, 1500 yıl boyunca tüm dünyada, tüm hukuk sistemlerinin temelini teşkil etti, örnek alındı. Daha doğrusu laik hukuk düzeninin kurulmasını sağlayan kaynak oldu. Her dile çevrildi. Özellikle matbaanın icadından sonra binlerce kez basıldı. Hukuk eğitimi veren üniversitelerde, hukuk eğitiminin başlangıcı oldu.

Dünyada hukuk düzenine yön veren bu çalışma nerede yapıldı?

Bu topraklarda, yani Konstantinople’da, İstanbul’da.

Yazımızı Digest İngilizce’ye çeviren C.F.Kolbert bir sözüyle bağlayalım: İnsanlık tarihinde İncil’den sonra en derin izi bırakan kitabın Corpus İuris Civilis olduğunu söylersek mübalağa etmemiş oluruz.”

 

Bir Cevap Yazın