Hazreti Muhammed’in Mektupları

tarihinde yayınlandı

1858 yılında Fransız tarihçi Etienne Barthelmy, Mısır’ın güneyinde Akhmim bölgesini ziyaretinde oradaki bir Copt mabedinde eski bir Coptic İncil’n arasında  bir belge bulur. O sırada Mısır Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu Muhammed Said Paşa yönetimindedir. Anlaşıldığı kadarıyla resmi makamlara iletilen mektup muhtemelen o sırada Kahire’nin 975 yılından beri eğitim yapan El Ezher Üniversitesi’ne gönderilir. Orada temizlenen mektubun Hazreti Muhammed’e ait olduğu anlaşılınca büyük bir ihtimalle Muhammed Said Paşa’ya sunulur.

Esasında 1841 yılına Osmanlılarla Kavalalılar arasında devam eden savaşlara hanedanın kurucusu dedesi Kavalalı Mehmet Ali Paşa son verip, Padişah Abdülmecid’in (1839-1861)  otoritesini kabul ettiği için Mısır sarayı mensupları yazı Boğaz’da geçirmek için İstanbul’a akın etmeye başlarlar. Bizzat Mehmet Ali Paşa 1846 yılında İstanbul’a gelir. Padişah tarafından da kabul edilir.

Bu derece önemli tarihi bir belgenin Muhammed Said Paşa tarafından bir İstanbul ziyaretinde padişaha elden takdim edilmiş olması kuvvetle  muhtemeldir. Sultan Abdülmecid de mektup için altın bir kap hazırlatır ve kutsal emanetlerin içine koyulması için Topkapı Sarayı’nın ilgili bölümüne gönderir.

Mektubun metni şöyledir:

    “Allahın kulu ve Resulü Muhammed’den Copt’ların Meliki Mu­kavkıs’a mektuptur. Hidayete erenlere selam olsun. Sizi İslam dinini kabul etmeye davet ediyorum. Müslüman olursan selamete erersin. Müslüman olursan Allah’tan iki misli sevap (ecir) alırsın. Eğer kabul etmezseniz bütün Coptların günahları da sizin üzerinizde olur. Ya Ehl-i Kitap, hepimizin müşterek noktası Allah’a inanmaktır. O’ndan başkasına ibadet etmeyelim. O’na ortak koşmayalım. O’nun dışında birbirimize ibadet etmeyelim. Eğer kabul etmeyip yüz çevirirsen Allah şahidim ki biz Müslümanız.”  [1]

[1] Radi Dikici, Bizans İmparatorluğu Tarihi, s.171

 

Topkapı Saray’ı Kutsal Emanetler içindeki   Mukavkıs’a yazılan mektubun aslı

 

Aşağıda gördüğünüz mektubun orijinal kopyası, Türkiye’ye 1950’li yıllarda maceralı bir yolculuktan sonra gelmiştir. Bana ulaşınca ertesi günü Topkapı Sarayı’nda bu konudaki yetkili ve uzman kişi olan Sevgi Ağca’dan randevu alıp buluştuk. Mektubu önce dikkatle inceledi. Sonunda, “Bu Mukavkıs’ın mektubu,” dedi. İçeriden Topkapı Sarayı’ndaki ana metni isteyip karşılaştırdı. Yan ve alt taraflarını tek tek kontrol etti ve bana, “Hiç şüphe yok, bu orijinal bir kopya, üstelik mektubum üzerindeki mühürde Muhammed Resülullah yazısı çok belirgin,” dedi. Topkapı Sarayı’nda Kutsal Emanetler arasında sergilenmek üzere bir kopyasını çerçeveletip Topkapı Sarayı’na hediye ettim.

 

Mektubun orijinal kopyası

 

Mukavkıs’ın  temsili resmi

 

Yaptığım araştırmalara göre, Mısırda önemli sayıda Copt (Hıristiyanlığın bir nevi) inancına sahip insanlar yüzyıllardır yaşamaktadır.

Mukavkıs gönderilen elçiye iyi muamele etmiş ve Peygamberimize hem cevap vermiş, hem de çeşitli hediyeler göndermiştir.  Gönderdiği hediyeler arasında iki kız kardeş cariye de vardır. Onlardan biriyle Peygamberimiz evlenmiş ve ondan bir oğlu olmuştur. Ne yazık ki, çocuk iki yaşında iken vefat etmiştir.

 

Mukavkıs’ın cevabı ise  şöyledir:

 

        “Ben, bir peygamberin daha geleceğini biliyordum; lakin Şam’dan çıkacağını tahmin ediyordum. Çünki önceki        peygamberlerin çoğu oradan zuhur etmiştir. Gerçi son peygamberin Arabistan’dan çıkacağını kitaplarda görmüştüm. Fakat ona uymak konusunda, Coptlar beni dinlemezler! Ben, saltanatımdan ayrılmaya kıyamayacağım. O peygamber, ülkelere hakim olacak, kendisinden sonra da sahabeleri meydanlarımıza kadar gelip yerleşeceklerdir; sonunda galip geleceklerdir.”

 

Ancak ortada bir soru vardır.  Mukavkıs kimdir?

Peygamberimiz 628 yılında beş hükümdara Müslümanlığa davet eden mektup göndermiştir. Dördü hakkında hiçbir yanılgı söz konusu değil. Ebu Cafer Taberi’nin (838-923) Tarih-i Taberi kitabına, Ahmet Cevdet Paşa’nın (1822-1895) “Kıssas-ı Enbiya, Tevarih-i Hülefa” (Peygamberler ve Halifeler Tarihi) kitaplarına baktığımızda da aynı şey karşımıza çıkmaktadır ama onlar da Mukavkıs’tan Copt hükümdarı veya meliki olarak bahsetmektedirler.

Yaptığım incelemelere göre tarih boyunca Copt’lar hiçbir zaman bir devlet kurmamışlardır. Önce Bizanslıların, sonra Persler ve Müslümanların yönetimine girerek dini inançlarını yerine getirmişlerdir. Mukavkıs’ın bir kral  olması mümkün değildir. Halen mevcut bilgilere göre Mukavkıs az ihtimalle İskenderiye Copt Patriğidir. Daha büyük bir ihtimalle ya Bizans İmparatoru Heraklius tarafından veya Pers İmparatoru II. Hüsrev tarafından 620’li yıllarda İskenderiye Valiliğine atanmış bir kişidir.

Peygamberimiz “Mukavkıs” diye yazdığı için bazı kaynaklara göre de, o dönemde İskenderiye Valiliği yapmış kişinin Arapça yazılmış ismidir.

 

Peygamberimiz tarafından İslam’a davet için yazılan mektuplardan biri de Bizans İmparatoru Heraklius’a gönderilmiştir. İlk kaynak olarak dokuz ve onuncu yüzyıllarda yaşamış olan Ebu Cafer Taberi’nin aynı tarih kitabını (Tarih-i Taberi)  gösterebiliriz. Kitabın üçüncü cildinin 229. sayfasında Taberi aynen şöyle yazmış:

    “Müslümanlığa davet eden mektubu Dahiyye bin Halif ile gönderdi… Bizans İmparatoru ki, adı Hirakl idi. O Müslüman olmadı. Resul-i Ekrem’in elçisine izzet ve hürmet gösterdi ve geri gönderdi.”

İkinci kaynak olarak, Ahmet Cevdet Paşa‘nın (1822-1895) yine Peygamberler ve Halifeler Tarihi kitabını gösterebiliriz. A. Cevdet Paşa kitabın birinci cildinin 185. sayfasında şöyle yazmış:

    “Kayser-i Rum (Bizans İmparatoru) dahi Name-i Hümayunu (mektubu) tazim ile eline alıp yüzüne sürmüş ve Dihye’ye pek ziyade ihtiram edip birçok hediyeler dahi vermiştir.”

 

2017 yılına kadar bu mektubun birçok örneği internette yayınlanmıştır. Aslı ortada yoktu. Önceki yıllarda yaptığım tüm araştırmalar da sonuçsuz kalmıştı. Asırlar önce yazılan birçok eserde yazılmıştı. Onların hepsi saygın tarihçilerdi. Birçok eserde mektubun metni bile yazılmıştı. Örneğin, aşağıda söz konusu edeceğimiz Beyrut Amerikan Üniversitesi profesörlerinden Nadia Maria El Cheikh’in “Arapların Gözüyle Bizans” adlı eserde mektubun metnini yazmıştı ama mektup için kaynak göstermemişti. (Nitekim onun yazdığı mektup metni ile aslı arasında farklar var).

Ancak mektubun aslı bulunmuştur. Bu konuda  değerli arkadaşım Ahmet Kemal Şenpolat bana yardımcı olmuştur.

Mektubun aslı, maalesef İstanbul’da değildir. Şu anda Amman’da Kral Hüseyin Camisi’nin müzesindedir ve sergilenmektedir.

 

Hz. Muhammed’in Heraklius’a mektubunun aslı

 

Müzede mektubun altındaki levhadaki tanıtım yazısı şöyle..

Mektup: “Peygamber’den Büyük Roma İmparatoru Heraklius’a” Mektubun orijinalinden tercümesini Taha Salihi yaptı. Bu tercüme ise mektubun tam karşılığı:

“Bağışlayıcı ve affedici Tanrı adına, O’nun elçisi Muhammed Abdullah’tan, hidayet yolunda olan Büyük Roma İmparatoru Heraklius’a. Seni doğru yola, İslam dinine davet ediyorum. Müslüman ol ki, selamete eresin, Müslüman ol ki, sevabın ikiye katlansın. Yoksa tüm tebaanın günahı da senin üzerine yüklenip ikiye katlanacaktır.”

  Mektup Kuran’dan Al-i İmran suresinin 64. ayetiyle devam etmektedir.

       “Geliniz, ya Ehl-i Kitab’a inananlar (Kuran, İncil, Tevrat ve Zebur), doğru söze inanalım, Allah’tan başkasına ibadet etmeyelim ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’tan başkasına tapmayalım. Eğer onlar kabul etmezlerse şahit olun ki bizler Müslümanız.”

Mektubun altındaki mühürde Allah’ın Resulü Muhammed yazıyor.

Beyrut Amerikan Üniversitesi profesörlerinden Nadia Maria El Cheikh’in “Arapların Gözüyle Bizans” adlı eserinde Heraklius’un Peygamberimize verdiği cevap yer almaktadır.

 

“Roma İmparatoru Heraklius’tan, İsa tarafından da kutsal kitapta açıklanmış bulunan Tanrı’nın elçisi Muhammed’e: Elçin tarafından sunulan mektubu aldım ve seni İncil’de Tanrı’nın elçisi olarak gördüğüme şahadet ederim. Meryem’in oğlu İsa da seni bildirmiştir. Romalılara sordum, sana inanmaktadırlar ama kabul etmeleri mümkün değildir. Eğer itaat etmiş olsalardı onlar için iyi olacaktı. Seninle beraber olmayı ve sana hizmet etmeyi… dilerdim.”  [1]

[1] Nadia Maria El Cheikh, Byzantium Viewed by the Araps, s. 45

 

İmparator Heraklius (Evren Oğuzbalaban)

 

Heraklius’un cevabi mektubu kendisine ulaşınca, Peygamberimiz aynen şöyle der:

“Onların krallığı benim mektubumu muhafaza ettikleri sürece yaşayacaktır.”  [1]

Bizans İmparatorluğu 1453 yılında yıkıldığına göre, mektup en az 825 yıl süreyle  saklanmış demektir.

Peygamberimizin yazdığı üçüncü mektup yine aynı yıl, 628’de  Pers İmparatoru II. Hüsrev’e gönderilmiştir. O sırada Persler Hıristiyandır. II. Hüsrev, elçiye hakaret ettikten ve mektubu parçalayarak yere attıktan sonra elçiyi de kovmuştur. Böylece bu mektuptan geriye hiçbir iz kalmamıştır. Peygamberimizin söylediği gibi mektubu muhafaza etmedikleri için Pers İmparatorluğu tam 23 yıl sonra tarihin tozlu sayfalarında yerini almıştır.

[1] Nadia Maria El Cheikh, Byzantium Viewed by the Araps, s. 48

 

Bir Cevap Yazın